|
KOYUNLARIN
BAKIM VE BESLENMESİ
Koyun Yetiştiriciliğinin
Avantajları
Dünyada üretilen etin % 50’si koyun, keçi,
sığır gibi geviş getiren hayvanlardan karşılanmaktadır. İnsan gıdası
üretiminde kullanılan hayvanlardan geviş getirenler, besin maddesi olarak diğer
türlerin tercih etmediği kaynakları değerlendirirler. Tek mideli
hayvanlardan olan kanatlılar, domuz ve balık ise yüksek sindirilebilirlik
oranına sahip lif oranı düşük ve aynı zamanda insanların da tüketebileceği
besin maddelerini tüketerek, besin zincirinde adeta insanlarla yarış
halindedirler. Bu türler insanlarla aynı besin maddelerine (hazır
karbonhidratlar, kaliteli protein, lipitler) yönelirken geviş getiren
hayvanlar insanların tercih etmediği bitkisel ürünleri, cazip ve yüksek
kaliteli hayvansal ürünlere dönüştürürler. Geviş getiren hayvanlara özgü
rumen fermantasyonu sayesinde protein olmayan kaynaklar protein ve amino
asitlere; selüloz, yağ asitleri ve enerjiye; vitamin ön maddeleri ise
vitaminlere dönüştürülür.
Koyunlar geleneksel olarak yünü, derisi, sütü ve etinden yararlanılan verim
yönleri çok çeşitli geviş getiren hayvanlardır. Antarktika haricinde dünyanın
tüm alanlarında yaşama kabiliyeti gösteren bu hayvanlar çayır, kök,
yumru, çalı, dikenli bitkiler ve bitki hayatının ilkel formlarına varana
kadar her türlü organik maddeyi tüketebilirler. Hareketli dudakları, sivri
çeneleri, uzun ve güçlü dilleri sayesinde eşi bulunmaz mera hayvanlarıdır.
Keskin ve zırhla kaplı dişleri sayesinde bitkilerin sert gövde ve köklerini
bile öğütürler, sindirirler. Bu anatomik özellikleri sayesinde zayıf
meraları sığırlara oranla daha iyi değerlendirirler.
Yalnız meralarda değil, bahçe veya tarla tarımıyla birlikte entegre olarak
yapılan koyun yetiştiriciliği, arazinin çok düşük maliyetlerle daha iyi
değerlendirilmesi, gübrelenmesi, doğal yapısının korunması yanı sıra
ekonomik değeri olan süt, et, yapağı ve deri gibi ürünler de elde edilir.
Temel Besin Maddeleri
Koyunların en temel besin maddeleri içerisinde
su, enerji, protein, mineraller, vitaminler, büyüme düzenleyiciler ve yem
katkı maddeleri yer alır.
Su
Bütün hayvanlar için en önemli besin
maddesi sudur. Su, besin maddeleri arasında verim ve yaşamı devamını en çabuk
ve doğrudan etkileyen maddedir. Bu yüzden yeterli miktarda temiz suyun temini
büyük önem taşır.
Koyunların içinde bulunduğu fizyolojik durum (gebelik, süt verimi), tüketilen
yemlerin çeşidi, yemlerin içerdiği su oranı ve çevre sıcaklığı günlük
su tüketim miktarını etkiler. Yazın sıcakta konsantre yem tüketen koyunların
su gereksinimi baharda taze mera tüketenlerden doğal olarak fazladır.
Fizyolojik durumlarına ve iklime bağlı olarak koyunlar günde 3 litreye kadar
su tüketebilirler. Yetişkin koyunlar kış mevsiminde kar yiyerek su ihtiyaçlarını
giderirler. Ancak genç koyunlar bu konuda pek başarılı değildirler. Yine de
eğer laktasyon ve gebelik kış dönemine rastlıyorsa koyunlara temiz ve taze
su temin edilmelidir. Donmuş veya çamurlu sular, sulama için hayvanların
uzun mesafeler yürütülmesi gibi durumlarda hayvanlar yeterli miktarda suyu
alamazlarsa yem tüketimleri de azalır, verimleri düşer, sindirim ve üreme
problemleri devreye girer. Özellikle kuzu ve genç koyunlara yeterli miktarda
su temin edilemiyorsa hayvanlar daha sonra telafi edilemeyecek şekilde cüce
(Kavruk, kaşektik) kalır, hatta ölebilir.
Koyunlar her zaman temiz ve taze suya ulaşacak şekilde su kaynakları
bulundurulmalıdır. Su kaynakları her gün temizlenmeli, kışın donuyorsa,
hayvanlara sıcak su temin edilmelidir.
Enerji
Koyunların gerek büyümesi gerekse üreme ve
verim performanslarında en pahalı ve miktarı en yüksek besin maddesi olarak
karşımıza enerji çıkar. Koyunların enerji gereksinimleri, cüsse,
fizyolojik dönem, günlük egzersiz (yürünen yol vb.), yapağı uzunluğu, çevre
koşulları (soğuk, sıcak, rüzgar, yağmur vb.) tükettikleri yemin miktarı,
enerji içeriği ve sindirilebilirliği gibi faktörlere bağlı olarak değişir.
İri cüsseli koyunlar diğerlerine oranla daha az enerjiye ihtiyaç duyarlar.
Yakın meralarda otlatılan veya içeride bakılan koyunların enerji
gereksinimleri de azdır. Kışın ise özelikle kısa yapağılı koyunların
enerji ihtiyaçları yüksek olur.
Enerji, şekerler, kolay çözünen karbonhidratlar (nişasta), güç çözünen
karbonhidratlar(selüloz), proteinler ve yağların metabolizması sonucu elde
edilir. Kaynak olarak ot ve samanlar, tahıllar, tarımsal artık ve gıda endüstrisi
yan ürünleri kullanılır. Tahıllar enerji yönünden zengindir. Bunu yağlı
tohum küspeleri ve melas, daha sonra da kalitesine göre mera bitkileri ve
samanlar izler.
Enerji yetmezliği koyunlara yeterli yem verilememesi ya da yemin enerji içeriğinin
düşük olması durumlarında karşımıza çıkar. Bu durumda eğer varsa vücut
yağ depoları devreye sokularak kullanılır, yoksa proteinler harcanır,
eksiklik devam ederse hayvanlar ölür.
Tüketilen enerji kaynağının hacminin fazla olması hayvanın tüketimini kısıtlayacağından
örneğin dilediği kadar koçanıyla öğütülmüş mısır yiyen koyunlarda
bile enerji açlığı ortaya çıkabilir. Diğer taraftan mısır veya buğday
tahıllarını aynı miktarda tüketen koyunların hızla büyüdükleri görülür.
Bu yüzden yem maddelerinin besin maddesi içeriklerinin ayrı ayrı bilinerek,
kombinasyonlarının hesap edilerek hayvanlara verilmesinde yarar vardır.
Protein
Hayvansal dokuların yapı taşı proteindir. Vücut
dokuların büyümesi ve yenilenmesi proteinler sayesinde olur. Koyunlar geviş
getiren hayvanlar oldukları için tükettikleri proteinin kaynağından ziyade
miktarı önem taşır. Eko-sistem, geviş getiren hayvanlara her türlü
orijinden azotlu bileşiği rumen fermantasyonu sayesinde proteine dönüştürme
yeteneği vermiştir. Koyunların yaşı ilerledikçe protein ihtiyaçları azalır.
Bu ihtiyaç yaşamın belli dönemlerinde artar. Protein kaynakları; baklagil
tohumları, yağlı tohum küspeleri, et unu, balık unu vb. orijinal kaynakların
yanı sıra üredir. Protein temel olarak pahalı bir besin maddesi olmasına
karşın orta kalitedeki meralar ve kuru otlar koyunların protein ihtiyacını
karşılar. Ancak aşım, gebeliğin son altı haftası ve laktasyon dönemlerinde
koyunlar protein takviyesine ihtiyaç duyarlar. Meraların yetersizliğinde de
aynı durumla karşılaşılır.
Mineraller
Mineraller, yemlerde 100 ppm’den fazla
gerekliyse Makro-Mineraller (Ca, Na, Cl, Mg, P, K, S), 1000 ppm’den az
gerekiyorsa Mikro-Mineraller (Co, Cu, Fe, I, Mo, Se, Zn) adını alırlar. Bazı
mineraller iskelet yapısında yer alırken bazıları bio-kimyasal
reaksiyonlarda ve vücut sıvılarının dengede tutulmasında yer alırlar.
Tuz ve mineral maddeler hayvanların serbestçe ulaşabileceği şekilde tüm yıl
boyunca sağlanmalıdır. Aksi halde, üremede aksaklıklar, zayıf ve yaşama gücü
düşük kuzu doğumları, süt veriminde düşüş, bağışıklık sisteminin
bozulması ve sayısız metabolik aksaklıklar ortaya çıkar. Genel olarak
koyunculuk yapılan bölgelerde herhangi spesifik bir maddenin yoksunluğu görülmüyorsa
ticari olarak yalama taşı şeklinde hazırlanmış bileşimler hayvanlara
verilmelidir. Bu preparatlar bir kısım doğal mineral tuzların yanı sıra,
selenyum, kobalt gibi çeşitli iz mineralleri de içermesi tavsiye edilir. Ülkemizin
bütün bölgelerinde meralarda selenyum eksikliği bildirilmektedir.
Deniz veya göl tuzu bir Na ve Cl kaynağıdır. Kaya tuzları ise diğer pek çok
minerali de içerdiğinden daha yararlıdır.
Kalsiyum kaynağı olarak kireç taşı veya mermer tozu, fosfor kaynağı
olarak di-kalsiyum fosfat, kükürt kaynağı olarak sodyum sülfat kullanılabilir.
Vitaminler
Vitaminler biyokimyasal reaksiyonlarda,
enerji metabolizmasında ve vücudun temel yapı taşlarının sentezlenmesinde
yer alırlar. Kaliteli meralar koyunlar için gerekli olan bütün vitaminleri
veya vücutta sentezlenmelerini sağlayacak ön maddeleri bulundururlar. Çeşitli
nedenlerle meralardan yararlanılamıyorsa A, D ve E vitaminlerinin ilave olarak
verilmesi gerekli olur. Bu amaçla pratik olarak eksikliğinden kuşku duyulan
vitaminler hayvanlara ilave olarak yemlerine katmak veya enjeksiyon şeklinde
verilmelidir.
Yüksek enerjili konsantre yemler tiamin
gereksinimini artırır ve hayvanlarda sinirsel semptomlarla ortaya çıkan
beyin ödemleri oluşur (Encephalomalacia).
Büyüme düzenleyiciler
ve yem katkı maddeleri
Bir kısım antibiyotikler ve iyonoforlar, sentetik hormonlar koyun
beslemede kullanılmaktadır. Hormonal etkiye sahip ajanlar veya rumen
fonksiyonu düzenleyiciler de bu grupta anılırlar.
Bazı gizli seyreden hastalıkların önlenmesinde veya yemden yararlanmayı artırmak,
büyümeyi düzenlemek amacıyla, klor-tetrasiklinler, lasalosid, büyüme
hormonu veya östrojenler kullanılmasına karşılık, yan etkileri günümüzde
tam olarak aydınlatılamamış ve ekonomik olmayan bileşimlerin kullanılması
önerilmez.
Koyun Besleme
Beslenme koyunların sağlığı, büyümesi ve
üremesi ve diğer verim özellikleri üzerinde doğrudan etkilidir. Yem
giderleri hayvansal üretim girdilerinin 2/3 ünden fazlasını teşkil eder. Bu
nedenle besleme konusuna en üst seviyede önem verilmelidir. Koyunların besin
maddesi ihtiyaçları; yaş,vücut ağırlığı ve içinde bulunduğu
fizyolojik durumlara (gebelik, laktasyon vb.) göre değişir. Koyunların temel
olarak ihtiyaç duydukları besin maddeler; 1. Su, 2. Enerji, 3. Protein, 4.
Vitaminler, 5. Mineraller`dir. Kışın meraların karla kaplı olmadığı
zamanlarda koyunlar meralardan yararlanabilirler. Kışın doğan kuzulara hızlı
büyümelerini sağlamak için yüksek enerji ve proteinli yemler verilmelidir.
Büyüme dönemindeki kuzular için en ideal beslenme kaynağı, yoncagil ve
baklagillerin karışık yetiştiği meralardır.
Meralama döneminde koyunlar ihtiyaç
duydukları besin maddelerini meralardan karşılarlar. Bir kısım mineraller
ve tuz ise tüm yıl boyunca ilave olarak verilir. Meralar zayıfladığı zaman
ise saman vb. kaba yemlere ilave olarak tahıl vb konsantreler, hayvanların içinde
bulunduğu fizyolojik durumun gerektirdiği miktarlarda verilir. Kış süresince
alanlar karla kaplı olmadığı zamanlarda bile çıplak görünen meralara çıkarılan
koyunlar yiyecek bulur ve gereksinimlerini karşılar. Kışın doğan kuzularda
hızlı bir büyüme elde edilmesi isteniyorsa, yüksek enerji ve proteinli
kesif yemlere başvurulabilir. Yoncagil ve buğdaygil türevi otların karışık
olarak yetiştiği meralar koyunlar için ideal besin maddesi kaynağıdır.
Temiz ve taze su, hayvanlara sürekli olarak sağlanmalıdır.
Anaç Koyunların Beslenmesi
Koyunları vücut ağırlıkları, bütün yıl
boyunca üreme safhasına göre değişimler gösterir. Besin maddesi
gereksinimleri, yaşama payı düzeyindeyken en düşük, gebeliğin başlangıcından
sonuna doğru giderek yükselir, laktasyon döneminde ise en yüksek seviyeye çıkar.
Başarılı bir yemleme stratejisi izleyebilmek için şu üç dönemde koyunların
canlı ağırlık ve kondisyon skorlarının (KS) bilinmesi gereklidir: 1. Aşımdan
3 hafta önce, 2. Gebeliğin ortasında, 3. Kuzular sütten kesileceğinde.
Kondisyon skorunun belirlenmesi, hayvanların bel bölgesinin elle yoklanarak yağ
oranının göreceli olarak tayinidir. Koyunların beslenme düzeyinin tayin ve
takibi için en iyi yöntemdir. Kondisyon skoru değerleri 0`dan 5`e kadar değişir.
0 aşırı zayıf, 5 ise aşırı yağlıdır. İdeal olan KS değeri sütten
kesmede 2.5, kuzulama döneminde ise 3.5`tir. Gerektiğinde zayıf koyunlar ayrılarak
ilave enerjili yemler vermek suretiyle kondisyonları arttırılır. Bunun
tersine, aşırı yağlı olanlar da yine ayrılarak kısıtlı yemlemeye tabi
tutulurlar. Ancak yağlı hayvanların üreme performansında karşılaşılan
sorunlar, zayıf olanlarınkinden daha azdır. Aşımdan iki hafta önce ve aşımı
izleyen iki hafta süresince koyunlar varsa kaliteli meralara alınmalı ya da
400-500g arpa verilerek takviye edilmelidir. Bu uygulamaya flushing adı verilir
ve kuzulama oranını %10-20 artırdığı bilinmektedir. Flushing, kondisyonu
orta düzeyde olan koyunlar üzerinde daha etkilidir. Erken veya sezon dışı
kuzulatmada etkili olur. Böylece meraların maksimum kalitede olduğu dönemlere
kuzuların sütten kesilme zamanı rastlatılarak verim arttırılır. Doğum
sonrası ölümlerin çoğu, doğumu izleyen ilk 25 gün içerisinde kötü
beslemeye bağlı olarak ortaya çıkar. Bu nedenle aşımın iki hafta öncesinden
başlayıp doğum ve sütten kesmeye kadar koyunların beslenme rejiminde ani değişiklikler
yapılmamalı, besleme kısıtlamasına gidilmemelidir. % 50 den fazla yoncagil
bulunan meralardan aşım döneminde uzak durulmalıdır. Çünkü yoncagiller içerdikleri
yüksek orandaki östrojen hormonu nedeniyle gebe kalma oranını düşürürler.
Aşımdan sonra, kuzulamadan altı hafta öncesine kadar koyunlar kalitesi yüksek
olmayan meralarda tutulabilir, kuru ot veya samanla beslenebilirler, zira bu dönemde
fetal büyüme ve koyunun ihtiyaçları minimum düzeydedir. Gebeliğin son altı
haftasından doğuma kadar olan dönemde fetus doğum ağırlığının 2/3 ü
kadar büyür. Bu dönemde özellikle 1`den fazla fetus taşıyan koyunlarda
rumen kapasitesi de sınırlanır. Bu nedenle koyunlara gebeliğin son 6 haftalık
döneminde normal beslemeye ilave olarak 400-500 g arpa verilmesi gebelik
toksemisi, düşük canlı ağırlıkta doğan yaşama gücü düşük kuzu doğumu,
ve düşük süt verimi gibi olumsuzlukları önler. Ancak bu dönemde fazla
miktarda tahıl vb. konsantrelerin verilmesi güç doğumlara yol açabilir. İlave
yemleme yapılırken en az 1 haftalık alıştırma dönemine uyulması ve
miktarın üstüne çıkılmaması önemlidir.
Kuzulamadan sonra koyunların enerji ve protein ihtiyaçları % 30 – 55 artar.
Bu ihtiyaçlar sağlanamazsa canlı ağırlık kaybı, düşük süt verimi,
yavrularla ilgilenmeme ve kuzuların büyüyememesi gibi durumlar ortaya çıkar.
Özellikle çoklu doğumlarda artan protein ihtiyaçları için takviye yapılmalıdır.
Eğer yeterli miktarda yoncagil bitkiler temin edilemiyorsa, değişik protein
kaynaklarına yönelinmelidir. Genel bir kural olarak, her kuzu için anne
koyunlara 350 g kesif yem veya 400-450 g tahıl verilir. Koyunlar kuzu sayılarına
göre (ikiz, üçüz) gruplara ayrılarak yemlenirse az veya çok yemleme olasılıkları
ortadan kalkar. Tabloda, koyunların canlı ağırlıklarına göre ihtiyaçları
özetlenmiştir. Koyunların ihtiyaçları ve yem maddelerinin içerikleri
bilinirse verilecek yemler gerektiği şekilde hayvanlara verilir.
Kuzuların Beslenmesi
Kasımdan Şubat ayının başlarına kadar doğan
kuzularla baharda doğan kuzuların yemleme programları farklıdır. Kışın
doğan kuzulara fazla miktarda yem verilmesi gerekirken, baharda doğan kuzular
meralardan yararlanabilirler. Kışın doğan kuzuların bir haftalık olmasından
itibaren kaliteli kaba ve kesif yemlere rahatça ulaşması sağlanmalıdır.
Kullanılan kesif yemin %18-20 protein içermesi, selüloz düzeyinin düşük,
enerji düzeyinin yüksek olmasına dikkat edilmelidir. Kuzu rasyonlarına katılacak
olan proteinlerin doğal kaynaklı olması gerekir. Kuzuların rumen
faaliyetleri tümüyle gelişmediğinden üre gibi kimyasal bileşimler
sindirilemez ve zehirlenmeler ortaya çıkabilir. Kuzuların kemik gelişimi için
gerekli olan kalsiyum rasyona %1 oranda kireç taşı veya mermer tozu katılarak
sağlanabilir. 2/1 Ca/P oranı doğru sağlanamazsa oluşan idrar taşları kuzularda
ölümlere yol açabilir. Kuzuların kesif yemlerle beslenmesi gerektiğinde dikkat
edilmesi gereken bazı kurallar vardır; 1, Kuzuların tutulacağı alan anaç
koyunlara yakın olarak belirlenmelidir, 2. Barınağın her iki ucunda ve
yanlarında giriş-çıkış yerleri olmalıdır, 3. Barınak her zaman temiz ve altlıklı
olmalıdır, 4. Barınağın aydınlık olması için güneşten yeterince yararlanmalı
gerekiyorsa yapay ışık kaynağı kullanılmalıdır, 5. Taze ve temiz su sürekli
sağlanmalıdır, 6. Yemlikler kuzuların üstüne çıkamayacağı şekilde
tasarlanmalıdır. Her kuzu için en az 8-10 cm yemlik uzunluğu sağlanmalıdır.
Kışın doğan kuzular 2 aylık olunca sütten
kesilip büyütme yemine alıştırılmalıdır. Kuzu büyütme yemleri %
16’dan az protein, içermemelidir. Kuzular 25 30 kg’ı geçince protein oranı
%14 e düşürülebilir. Kuzuların yemden yararlanma oranı 2 kg yem /kg CAA
dan 3.5-4.5 yem /kg CAA’ a kadar değişebilir. Öğütülmüş mısır, silaj
veya üre kuzular 25 kg oluncaya kadar verilmemelidir. Arpa ile birlikte üre-kükürt
solüsyonu verilerek 25 kg’ın üzerindeki kuzular beslenebilir. Bu amaçla
644 g üre ile 133 g sodyum sülfat 2 L sıcak suda eritilerek yemlemeden hemen
önce 18 kg arpa ile karıştırılırsa, yaklaşık % 20 ham proteinli ekonomik
yem elde edilmiş olur. Üre-kükürt solüsyonu stok olarak ta hazırlanabilir,
ancak arpa ile karışım, yemlemeden hemen önce yapılmalıdır.
Koçların Beslenmesi
Koçlar aşım sezonuna gelmeden önce
kondisyon skorları 2.5-3 olmalıdır. Koç katımı esnasında koçlar yem
yemeye çok az vakit ayırırlar. Bu nedenle vücut ağırlıklarının yaklaşık
% 12 sini kaybederler. Kötü besleme, koç ölümlerinin başta gelen
sebeplerindendir. Koyun endüstrisi, eski yerel ve küçük cüsseli ırk veya sürüler
yerine daha iri ve verimi yüksek koç ve koyunlara yöneldiğinden, gerek koçların
seçimi ve gerekse yüksek döl verimi elde edilebilmesi için besleme düzeyi büyük
önem taşır. Pek çok durumlarda, meralar arzu edilen kalite ve miktarda olsa
bile koçların aşım dönemindeki ihtiyaçları için elde edilmesi gereken
kondisyonun sağlanmasında yeterli olmaz. Zayıf koçlara ilave olarak mısır
buğday veya arpa gibi enerji bakımından zengin tahıllardan günde 150 g
normal rasyona ilave edilerek aşım öncesi gerekli vücut skoruna ulaşılmalıdır.
Bu uygulama aşımdan 50 gün kadar önce başlatılarak % 10 canlı ağırlık
artışı sağlanır. Aşım öncesi ve aşım sırası dönemleri haricinde
mera veya kaliteli kaba yemler koçların beslenmesinde yeterli olur. 2-3 kg
kaliteli kuru yonca 60-70 kg’lık damızlık koçların ihtiyacını karşılar.
Hayvanların serbest olarak yem, su ve yalama taşlarına erişebilmeleri sağlanmalıdır.
Koyun Yemleri
Mera
Daimi meralar, koyun beslemenin temelini
oluşturur. Entansif koyun besleme yani koyunların kapalı mekanlarda tutularak
yemlerin dışardan temin edilip hazır halde hayvanların önüne verilmesi,
extansif yani meralardan maksimum yararlanma temeline dayalı üreticilik kadar
karlı olmaz. Yeterli miktarda kaba yem bulunduğu zamanlarda koyunlar tuz ve
mineral madde haricindeki besin maddesi ihtiyaçlarını sağlayabilirler.
Koyunlar otlarken yeşil ve bol yapraklı taze bitkileri, kartlaşmış olanlara
tercih ederler. Meraların elverişliği bütün yıl boyunca aynı olmaz.
Merada yetişen bitkilerin %80’lik kısmı bahar mevsiminde gelişir. Meralar
aşırı şekilde yıpratılmadan dönüşümlü olarak kullanılırsa, bütün
yıl boyunca kullanılabilir. Meraların aşırı otlatılması iç-dış
parazitlerle bulaşık hale gelmesine ve hayvanlarda performans düşüklüğüne,
meraların verimsizleşmesine ve giderek elden çıkmasına yol açabilir.
Meralar eğer biçilerek stoklanıyorsa, biçilen alanlar en az 3-4 hafta
dinlendirilmelidir. Baharda yetişen meraların üçte biri biçim için koruma
altına alınarak kışlık stoka ayrılmalıdır. Mera rotasyonu için
bitkilerin vejetasyon hızına göre 10-12 günlük peryodlar belirlenebilir.
Kaba Yem ve Samanlar
Koyunların aşım, gebeliğin son dönemleri
ve laktasyon gibi besin maddesi gereksinimlerinin maksimum düzeyde olduğu dönemler
haricinde orta veya düşük kaliteli samanlar verilebilir. Özellikle kuzulama
sonrası koyunların artan protein ihtiyaçları, meraların yeşermesi göz önünde
bulundurularak ayarlanmalıdır. İkinci biçim karışık mera otu yonca samanı
vb’lerinden daha ekonomiktir. İşletmeye dışarıdan kaba ve kesif yem almak
yerine öncelikle yerel olarak temin edilebilecek yem maddeleri değerlendirilmelidir.
Yonca samanı özellikle laktasyonun son döneminde çok yararlıdır. İleri
gebelik döneminde çok fazla yonca samanı kullanılması durumunda vajinal
prolapsus, yavru atma yada süt humması ortaya çıkabilir. Kullanılan kaba
yemlerin toz ve küf içermemesi gerekir. Gebeliğin son döneminde çok
miktarda kaba yem tüketilmesi, rumendeki aşırı hacim nedeniyle üreme
organlarına basınç oluşturarak yavru atma veya prolapsuslara yol açabilir.
Yonca unu tüketen koyunların süt hummasına yakalanma olasılıkları, saman
tüketenlere oranla daha yüksektir. Yonca kalsiyum yönünden zengin olduğu için,
koyunlar artan Ca ihtiyacını, vücut Ca depolarını aktife etmeden karşılarlar.
Kuzulamadan hemen sonra ise laktasyonun da devreye girmesi ile artan Ca ihtiyacı,
gerekli olan Ca vücutça aktife edilemediğinden Ca yetmezliği (süt humması)
olarak ortaya çıkar. Kaba yemleri zaman zaman yem kontrol laboratuarlarına gönderilerek
besin madde içeriklerinin belirlenmesinde yarar vardır. Besin madde içeriklerinin
bilinmesi ihtiyaçlara uygun ve ekonomik yem bileşimlerin hazırlanmasında
yardımcı olur.
Kaba yemler balya haline getirilerek saklanırsa yem kayıpları önlenir.
Balyaların plastikle kaplanması, üstlerinin kapatılması küflenme, sararma
gibi olumsuz faktörleri ortadan kaldırır. Uygun yemlikler yapılarak, kaba
yemlerin dışkı vs. ile bulaşması önlenmelidir.
Silaj
Kaliteli ve 1.5-2 cm büyüklükte kıyılmış
mısır, tahıl veya çayır otu hasılı silajları koyunlara verilebilir.
Silajlık hammaddelerin hasatı, depolanması ve yedirilmesi konularında
gerekli özen gösterilmelidir. Üzeri iyice kapatılmamış, yeterince sıkıştırılmamış
silajlarda oluşan küfler veya bakterisel oluşumlar (listeriosis) ölüme yol
açar. Yemliklerde kalarak küflenmiş veya donmuş silaj her gün
temizlenmelidir. Mısır silajı protein ve Ca yönünden zayıftır. Yapılan
çalışmalarda her ton mısır silajına, 10 kg üre, 5 kg kireçtaşı veya
mermer tozu, 2 kg kalsiyum di fosfat, 2.5 kg kalsiyum sulfat’ın silaj yapımı
sırasında iyice karıştırılarak katılması halinde koyunlar için daha
yararlı bir yem maddesi ortaya çıktığını bildirmektedir. Diğer bir
alternatif ise, ekstra protein, Ca, P ve vitaminlerin yemliğe konulan silaj üzerine
serpiştirilmesidir.
İçerdiği yüksek orandaki rutubet
nedeniyle silaj, samana göre daha düşük miktarda (% 50) kuru madde içerir.
Silajın hacmen fazla oluşu gebeliğin son dönemindeki koyunlar üzerinde
yeterli miktarda besin maddesi tüketilememesi durumuna yol açar. Bu durumda
hayvanların artan besin maddesi ihtiyaçları telafi edecek şekilde bir miktar
kesif yem verilmelidir.
Tane yemler
İlave enerji veya proteine ihtiyaç
duyulduğu zaman mısır, arpa-buğday gibi enerji bakımından zengin tahıllar
veya nohut, fasulye, mercimek gibi proteince zengin tane yemler veya bunların
yan ürünleri kullanılır. Tercih yapılırken, kullanılacak tane yemin besin
madde içeriği ve fiyatı göz önünde bulundurulmalıdır. Yem maddelerinin
besin değerleri Tabloda verilmiştir.
Alternatif yemler
Bazı gıda endüstrisi yan ürünlerinden
şeker pancar posası, meyve posaları, yağlı tohum küspeleri, biracılık
veya yağ endüstrisi yan ürünleri koyunlar için besin maddesi olarak kullanılır.
Herhangi bir besin maddesi bu ikame maddelerle telafi ediliyorsa, kuru madde ve
besin madde miktarı bilinerek hayvanlara verilmelidir. Alternatif yemlerden üre,
sodyum sülfat veya yağların verilme hayvanların tüketebileceği miktar yönünden
bazı kısıtlayıcı yönleri olduğu bilinmelidir. Protein Enerji Mineral
Blokları da (PEMB) son yıllarda hem meralarda hem barınaklarda hayvanların
ilave protein, enerji ve mineral madde ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde
formüle edilebilen, dış koşullara karşı dayanıklı ve ekonomik alternatif
konsantre bileşimlerdir.
Üre
Üre bir protein kaynağı olmamasına
karşın içerdiği protein olmayan azot (NPN) rumen bakterileri tarafından
sindirilip rumino-hepatik siklusa katılarak proteine dönüştürülür.
Hayvanlara üre mısır, buğday, arpa gibi yüksek enerji değerli yemlerle,
melas gibi kolay eriyebilen karbonhidratlı bileşiklerle birlikte verilmelidir.
100 g üre içerdiği yaklaşık %46 orandaki azot ile vücutta 281 g ham
protein olarak değerlendirilir. Hayvanlara üre verilirken uyulması gereken
kurallar; 1. Günlük kuru madde tüketiminin % 1 ini veya verilen konsantrenin
% 3 ünü geçmemelidir, 2. Düşük kaliteli kaba yemlerle birlikte
veriliyorsa, kuru maddede % 5 aşılmamalıdır, 3. Üre verilecekse mutlaka alıştırma
dönemine uyulmalıdır.
Melas
Şeker pancarından şeker üretimi sırasında
yan ürün olarak elde edilen melas, geviş getiren hayvanlar tarafından iştahla
tüketilen ekonomik bir yem hammaddesidir. Konsantre yemlere katılarak veya üre
ile karıştırılarak koyun ve sığırlara verilir. Laksatif etkiye sahip olduğundan
günlük kuru madde tüketiminin %10-15 inin geçilmesi önerilmez.
Koyunların Beslenme Hastalıkları
Beslenme hastalıklar besin maddelerinin
yetersizliği, fazlalığı veya yemlerde dengesiz oranlarda bulunması
sonucunda ortaya çıkar. Verim düşüklüğü ve ölümlere yol açar.
Enterotoksemi
Bu hastalık barsaktaki bakterilerin toksin
salgılaması sonucu ortaya çıkar. Hayvanların küflü ve bozuk yemleri veya
bir defada fazla miktarda yüksek enerjili yemleri tüketmeleri sonucunda
barsakta bulunan Clostridium perfringens adlı bakterinin salgıladığı toksin
hızla kana karışarak akut ölümler meydana getirir. Rumen asidozis’i ve diğer
zehirlenmelerle karıştırılmamalıdır. Hastalık ortaya çıktıktan sonra
tedavi edilme olasılığı vardır ancak aşılama programına uyulursa ortaya
çıkması önlenebilir. 3-4 hafta ara ile yapılan 2 aşılama gerekli bağışıklığı
oluşturur. Yeni doğan kuzulara doğumda, 2-3 haftalık olunca ve 5-6 haftalıkken
yapılan üç doz aşı gerekli korumayı sağlar.
Ani yem değişikliklerinden yine de sakınmak gereklidir.
Kolostrum yetmezliği
Yeni doğan kuzuların doğumu izleyen
birkaç saat içinde yeterince ana sütü – ağız sütü almamaları sonucu
ölümler ortaya çıkar. Görülen tablo pnömoni ile karışık sindirim
bozukluğudur. Yeterli miktarda ağız sütü kuzulara mutlaka içirilmelidir.
Gebelik toksemisi (Ketozis)
Gebeliğin ileri dönemlerinde ve doğum
sonrası genellikle ikiz-üçüz kuzu taşıyan, çok zayıf ve çok şişman
koyunlarda görülür. Ani yem değişiklikleri hastalığın ortaya çıkışını
hızlandırır. Koyunların gebelik öncesi kondisyonlarının iyi ayarlanması
koruyucu etki yapar. Hayvanların enerji ihtiyaçları yeterince karşılanırsa
önlenebilir. Hipokalsemi ve çayır tetanisi hastalıklarından ayırdedilmelidir.
Sindirim bozuklukları
İşkembenin yeni bir yeme alışması için
yaklaşık 2 haftalık bir peryod gereklidir. Alıştırma dönemine uyulmaksızın
yapılan ani yem değişiklikleri rumen fonksiyonlarını bozar ve ağırlık
kayıpları ortaya çıkar.
Çayır tetanisi (Hipomagnezemi)
Bahar mevsiminde taze çayırların
otlanmasıyla ortaya çıkan sinirsel semptomlarla belirgin bir hastalıktır.
Magnezyum yetmezliği sonucu ortaya çıkar. Hayvanlara Mg verilmesi veya toprağa
Mg takviyesi yapmakla önlenir.
Zehirlenmeler
En önemlisi ani olarak, aşırı miktarda
yüksek enerjili yem tüketilmesi sonucu ortaya çıkan asidozis’tir. Tedavisi
çok uzun sürer ve genellikle ölümle sonuçlanır. Bu tip kazalardan kaçınmak
en doğrusudur.
Bazı tarım ilaçları veya yeme katılan çok miktardaki antibiyotik veya
antiparaziter ilaçlar da zehirlenmelere yol açabilir.
|